Cenk Dağcı: Merhaba Emir Bey. 2025 yılı otomotiv sektörü açısından nasıl geçtikten sonra bir değerlendirme yaparsınız?

Emir Kosif: Merhaba Cenk Bey. 2025 yılı, otomotiv dünyası için gerçekten “denge ve strateji” adına önemli bir dönemdi.
Türk pazarında her daim dinamik bir yapı vardı; ancak artık çok daha bilinçli tüketicilerle karşı karşıyayız. Geçmişte ana sorun araç temin etmekti; ancak günümüzde doğru ürünü, uygun finansman modeliyle ve tam zamanında edinmek ön planda.
Premium segmentteki rekabet ise tarihsel bir seviyeye ulaştı. Pazara hakim olan birçok güçlü marka dikkat çekici yatırımlar yapıyor. Bu ortamda liderliği sürdürmek büyük sorumluluk gerektirirken aynı zamanda motivasyonu da artırıyor.
BMW, 2025 yılını yaklaşık olarak 34.000 adet perakende satışı ile Türkiye'de premium segmentteki liderliğini sürdürerek tamamladı. Ayrıca globalde pazar payını en fazla artıran ülke konumuna gelmesi, kayda değer bir başarı oldu.
Bu bağlamda, distribütörümüz Borusan Otomotiv’in stratejik vizyonunu ve yıl boyunca gerçekleştirdiği hızlı eylemleri özellikle belirtmek önemlidir. Onların belirlediği güçlü bakış açısıyla, Kosifler Oto olarak sahadaki emeğimiz, ekip disiplinimiz ve müşterilerle geliştirdiğimiz güven ilişkisi ile bu liderliğe olan katkımızın gururunu yaşıyoruz.
Cenk Dağcı: Elektrikli araçlar alanındaki değişimler neler oldu?

Emir Kosif: Elektrifikasyon, artık yalnızca geleceğin konusu değil; günümüzün de bir parçası.
Türkiye'de elektrikli araç sayısı artmakta, şarj altyapısı geliştirilmekte ve tüketici bilinci yükselmektedir. Ancak 2025’te PHEV modellere sağlanan vergi avantajı, önemli bir dönüşüm sağladı.
Türk tüketicisi oldukça mantıklı bir tutum sergiliyor. Şehir içindeki elektrikli sürüş keyfini yaşamak istemekte; uzun yola çıkıldığında güvenilir ve esnek bir çözüm arayışında. Vergi avantajları devreye girince PHEV modeller popüler hale geliyor.
2024’te 10.000'in üzerinde BEV satışı gerçekleşirken, 2025'te bu rakam 6.700 seviyesinde dengelendi. PHEV segmentinde ise önemli bir ivme elde edildi. Bu, bir gerileme değil; tam elektrikliğe geçiş sürecinin doğal bir aşamasıdır. Elektrikli dönüşüm hız kesmeden devam ediyor.
Cenk Dağcı: Sizce kişisel tercih ne yönde şekillendi?

Emir Kosif: Ben şahsen tam elektrikli araç sürüş deneyimini büyük bir keyifle yaşıyorum. Son iki yıldır yalnızca tam elektrikli araçlar kullanıyorum. Şu anki seçeneğim BMW iX xDrive60.
Sessizliği, anlık gücü, üst düzey konforu ve güvenliği ile elektrikli araçların sunduğu o kesintisiz deneyim gerçekten farklı bir dünyayı gözler önüne seriyor.
Pazarın rasyonel bir PHEV talebi olsa da, direksiyon başında bulunduğumda tam elektrikli araçların sunduğu saf sürüş deneyiminden asla vazgeçemiyorum.
Cenk Dağcı: Çinli markaların sektöre etkisi ve fiyat rekabeti üzerinde neler düşünüyorsunuz?

Emir Kosif: Çinli markalar sektöre zindelik getirerek rekabeti artırdı. Bu gelişme, tüm sektör açısından olumlu bir durum.
Ancak otomotiv dünyasında gerçek sınav, zamanla birlikte gerçekleşir. Araçların kullanım süresi uzadıkça; servis deneyimi, marka güvenilirliği ve ürün kalitesi daha belirleyici bir hale gelecektir.
Elektrikli araçlar, yeni bir trend gibi görünse de, BMW’nin bu alandaki geçmişi 1972 yılına kadar uzanmaktadır. Şu anda sunduğumuz elektrikli sürüş deneyiminin ardında, yarım asırlık mühendislik ve büyük bir araştırma-geliştirme birikimi bulunmaktadır.
2026 yılında rekabet daha da net bir hal alacak. Elektrikli otomobil artık ayrı bir model olarak değil, ana modellerin doğal bir motor seçeneği olarak konumlanıyor. Bu durum, premium segmentteki gerçek elektrikli rekabette yeni bir dönem başlatacağının habercisi.
Fiyatlar konusunda dramatik bir düşüş beklemek mantıklı olmayacaktır. Kurlar ve vergi dinamikleri, belirleyici faktörler olarak kalmaya devam edecektir. Asıl rekabet, finansman çözümleri ve müşteri deneyimi üzerinden şekillenecek.
Cenk Dağcı: Kosifler Oto, bu dönüşüm sürecinde nerede konumlanıyor?
Emir Kosif: Günümüzde müşteriler sadece otomobil almak istemiyor; aynı zamanda bir deneyim edinmek istiyorlar.
Showroom'a gelen bireyler, teknik bilginin yanında duygusal bir bağ da aramakta. Kendilerini değerli hissetmek, güven duymak ve akılda kalmak istiyorlar.
Bu, mutlu bir ekip ile mümkün hale geliyor. Kosifler Oto Bağdat Caddesi, tüm BMW Yetkili Satıcıları arasında çalışan bağlılığı açısından zirveye ulaşmak benim için büyük bir mutluluk. Çünkü sağlam bir ekip olmadan, etkin bir deneyim sunmak olanaksız.
Resepsiyondan mutfağa, kat hizmetlerinden satış danışmanlarına kadar birçok kahramanımız var. Onları ben 'Ayrıcalıklar Dünyasının Kahramanları' olarak adlandırıyorum. Kapımızdan içeri giren herkes, benim için çok değerli bir hikayedir.
2026 yılında markaları birbirinden ayıracak olan unsur, donanım listeleri değil; kurulan bu içten ve gerçek bağ olacaktır.
Cenk Dağcı: 2026’yı bir kelime ve bir cümle ile özetleyebilir misiniz?

Emir Kosif: Tek kelime: Güven.
Teknoloji değişir. Modeller değişir. Vergi dilimleri değişir. Ancak insanın güven ihtiyacı asla değişmez.
Tek bir cümledeki öngörüm ise; 2026, yalnızca otomobillerin değil, o otomobillerin arkasındaki markaların karakterlerinin ve sundukları deneyimlerin konuşulacağı bir dönem olacaktır.
Herkesin kendine sorması gereken bir soru var: “Ben sadece bir otomobil mi satıyorum, yoksa insanların hayatında iz bırakacak bir deneyim mi tasarlıyorum?”